Eyyy teknolojisi geliştikçe içi geçmiş yeni nesil!

Şimdi belki biraz yaşım ortaya çıkacak ammaaa, bu “ay yaşından çok genç gösteriyorsun” muhabbetine son noktayı koyuyorum. Az atarlanıcam bu defa 😉 Sizin doğduğunuz 80’li yıllarda çocuktum ben, Iphone olmayan bir zaman diliminde afyonumuz patlamadan sokağa çıkardık, ip atlamalı, taş devirmeceli oyunlar oynardık, ağaçlara tırmanırdık, top peşinde bir aşağı bir yukarı koşmaktan yorulur günde 10 litre su içerdik. Bir de şu oyunun en heyecanlı yerinde gelen öğle uykusu saati olmasaydı iyiydi ve pek tabii akşam ezanı okunmadan eve girmek meselesi! Ooofff ki ne ooofff !! 9 taş GDO, organik falan anlamazdık, domatesi suyunu akıta akıta yerdik. Ayrıca salatalık gerçekten salatalık kokardı ve ben kokusunu hiç sevmezdim. Fast Food denilen şey bizim için kaşarlı ekmekten ibaretti. Patates kızartması-köfte ikilisi her zaman liste başıydı –ki hala da öyle. Salçalı ekmekse misss, hala da yerim. Horoz şekerlerim ve şemsiye çikolatalarımı yiyebilmek için önce biber dolması yemem gerekse bile patlayan şeker ve Tipitip için her zaman iznim vardı. “Leblebi tozunu nasıl boğula boğula yediğimizi de yazsana” diyen bir arkadaşım var. Neyini yazayım yahu? O tozla hiç boğulmadım ki ben, onu da hiç sevmezdim çünkü, ağzıma doldurup püskürtme kısmı hariç 😀 şemsiye çikolata Annem içinse sabahları yumurta ve peynir krizlerini aşmak tam bir işkenceydi herhalde. Daha soba evi ısıtmamış ve sen o sabah ayazında uyan, yumurta ye ve okula git! “Mesele yumurta değildi anne, tuvaletti tuvalet!” Artık evler doğalgazlı bile olsa, ilkokul çocukları sabahçı olmamalı fikrini hala daha savunuyorum bana ne. 80’li yılları 90’lı yıllara bağlayan zaman dilimi en karmaşık dönemdi sanırım. O çok acaip saç modelleriyle gerçekten de yaşlanmaz insan. 90'lar kıyafet Yüksek belli, oduncu gömlekli 90’lı yıllarda gençtim ben, daha da genç, gencecik. O yıllarda bizim Ipad’imiz yoktu ama Walkman’imiz ve kitaplarımız vardı. Kitap okumayı sevmeme diye bir şey olamazdı. Sevmesen bile dönem ödevi diye bir şey vardı -ki sırf bu yüzden bile olsa ansiklopedi kapakları açılır, özetler çıkartılırdı. Ülkelerin kültürleri Vikipedi’den değil, Meydan Larousse’dan öğrenilirdi. Dışarıdaki dünya, Almanya’da, İngiltere’de akrabası olup gidip gelenlerden dinlenirdi ve Fransız bir arkadaştan, kalemle sarılan Dolby kasete hiç benzemeyen, koparsa Selobant'la yapıştırılacak bandı olmayan yuvarlak küçük ayna gibi parlak bir The Cure CD’si hediye olarak alınır ancak evde CD Player olmadığı için dinlenemez, yıllarca saklanırdı. Evde yeterli olmuyor diye kütüphanelere gidilir, özellikle de Taksim Atatürk Kütüphanesi seçilirdi çünkü konumu itibariyle mükemmeldi. Hatta ertesi gün ‘kimliğimi kütüphane’ de unutmuşum’ bahanesiyle alınan 1 saat izinle yeniden Taksim’e çıkılırdı. Bukowski’yi, Dostoyevski’yi bilmemek mi? Yok artık!! Kadının Adı Yok ve Martı okunmuş, okuldan kaçıp Dirty Dancing filmine gidilmiş ama sonrasında On The Road kült kitap, The Crow hit film ilan edilmiştir o ayrı. the crow Okuldan kaçıp Ortaköy'e, Hisar'a gidebilmek içinse, sabah durakta buluş organize ol, saat hesabı yap, yürü babam yürü, otostop çek, yakalanmamaya çalış, saati iyi ayarla, okuldan eve geliş vaktinden önce gelme, sonra da gelme. Kolay gibi geliyor size ama değildi ya valla bak. Okulunuzla eviniz arasında 15 dakikalık bir mesafe varsa ve bütün mahalle aynı okula gidiyorsanız, birinizden birinizin velisinin okula gelebilme ihtimali de hesaplanıyordu çünkü. Bir de lise dönemi en yakın arkadaşlarınızdan bazıları aşık olmuş ve Boğaz çocuğu balık yer, Cengiz Kurtoğlu dinler modunda Hisar kalesi tepelerinde takılmaya başlamışlarsa eyvah eyvah! Madonna'lı, Boy George'lu anket defterleri elden ele taşınır, hatıra defterleri karalanır, simli kalemlerle mektuplar yazılırdı. Bak tüm bu olay da ayrı bir efor ve özgüven ister onu da söyleyeyim. Hoşlanılan birine defteri vermek yürek ister. Hadi verdin, cevapları okumak daha da büyük bir güç ister. Neyse ki iyi yırtılmıştır o kafalardan çünkü Michael Jackson’dan Iron Maiden’e terfi edilmiştir. Ama devlet okulunda İngilizcesi az gelişmiş her 90’lar genci gibi ben de muhteşem bir aşk şarkısı sandığım Wind Of Change eşliğinde platonik takıldım yani, yalan yok. Veee.. sonunda beklenen ‘İstiklal yolları taştan, Beyoğlu çıkardı beni baştan’ dönemi de başlar. Yeni bir koşturmaca da hayatımıza girer. Günler, Köprüaltı Kemancı, Hassictear, Ekol sonra da Alt Kemancı, Gitar, Caravan arasında koşturarak geçer. Şimdinin o ünlü Rock Starlarını bir de çömezken görecektiniz. Tüm bu koşturmacalar cep telefonları olmadan buluşabilmenin en güzel örneğidir kanımca. Kolunuzdaki saat çok ama çok önemlidir, çünkü arkadaşlarınızı saat kaçta nerede bulacağınızı size söyler. Hangi mekânlar kaçtan kaça bilirsiniz. Neresi saat kaçta Skid Row çalar, neresi Sex Pistols çalar ve neresi Pearl Jam çalar bilirsiniz. Grunge denen akımı da hiç tam anlamıyla sevememişimdir ben şahsen ama olsun. (90'larda Taksim ayrı bir yazı konusu oluşturduğundan burada kısaca değinip geçemem, belki bir gün yazarım ama belli olmaz.) skid row Bizler mesajla değil, göz temasıyla konuşabilmenin tadını bu kadar özleyeceğimizi bilemeden saatlerce konuştuk, güldük, yedik, içtik. Birbirimizi mekanlarda etiketleyip, Instagram'a masa başı Selfie’leri atamadık ama muhabbeti bol masalarımızda sefamızı sürdük. İyi ki de yapmışız be!! Sabahtan akşama sol elimizde telefon, sağ elimizde sigara, önümüzde PC takılmadık yani. Zaten bu ilerlemiş iletişim teknolojisi de hep bizim çektiğimiz cefalardan doğdu, hep. Yani özetle 80'li, 90’lı yıllarda sosyal ağların ve akıllı telefonların olmadığı bir zaman diliminde aklımızı kullanmayı öğrendik biz, bir de ayaklarımızı. Yürüdük hep daha ileri yürüdük. Sizin teknoloji çağınıza bu kadar kolay adapte olabilmemiz ve yaşlanmamamız da bu yüzden. Daha uzuuuun bir süre de size tur bindirmeye devam ederiz ve siz de “ay yaşını hiç göstermiyoosuun” diye diye yaşlanırsınız. 😀 He-Man is not dead ! 😉 he-man

Yorumlar

İLGİNİ ÇEKEBİLİR

Dünyanın Satın Alınan En Pahalı 10 Arabası!

Kimisi için arabalar günlük yaşamı kolaylaştırıp, ulaşım ihtiyacını gideren araçlar olarak görülse de kimisi için …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

X