Doğacı Zeka – Naturalistic Intelligence ve Muladhara Çakra

DOĞANIN BİR PARÇASI OLDUĞUNU KABUL ETME BİLİNCİ: “Balık içinde yüzdüğü suyun bilincinde degildir." derler. Tohumlar, ağaçlar, çiçekler, otlar, sazlar, yosunlar, yüzlerce böcek, kuş sürüleri, aklınıza gelebilecek tüm memeli ve memesiz, omurgalı ve omurgasız her canlı kendi mikro kozmosunda yaşar gidermiş gibi gelir bizlere. İnsan ırkının kibri midir bu? Ne dersiniz? Oysa Doğa Ana'nın koynunda can bulan her bir ferdi, hep bahsedip tartışıp anlamaya çalıştığımız o "birlik bilincine" ve “bütünü oluşturmanın coşkusuna” sahiptir. Su gibi akar, kendine yeni yollar açar, en ince yerden sızar, besler, büyütür, donar. Sonra yeniden çözülüp hayat verir. Hava gibi eser, en kuytu köşeleri keşfeder ve fetheder. Görünmez bir hacimle varolur. Hafifliği ile esin kaynağıdır. Nefes olur... Toprak gibi kök salar. Gaia ile bağlıdır kalben ve hiç temasını kaybetmez. Sonsuz döngü ve bereketinin bir parçası olur ömrü son bulur. Bedenini bu boyutta bırakıp gittiğinde diğerine yaşam kaynağı olur. Ateş gibi yanar savrulur. Işık olur bir diğerine yol açar. Umut olur. Zamanın akışına şahitlik eder ve onlar da biz insanlar gibi bir "Can" taşıdığı ve ömürleri bitip öldükleri için bence bir "Ruha" sahiptirler. 4-elements-cokacaip-dogaci-zeka-muladhara-chakra Biz insanların içinde bulunduğumuz dünyayı algılayış ve yaşayış biçimiyse ekosistemin diğer fertlerinden çok farklıdır. Yetiştiğimiz kültüre, sosyo-ekonomik altyapıya, içinden geçtiğimiz eğitim sürecine, edindiğimiz yüzlerce deneyime ve bilgiye ve elbette ruhumuza göre şekillenir. Çoğu zaman parçası olduğumuz Doğa Ana'yla temasımızı kolayca yitiririz, en görkemli tatil mekanlarına gidip onunla buluştuğumuzu varsaysak bile. Doğacı zeka kavramı, Howard Gardner'ın 1983'te yayınlamış olduğu “Frames of Mind : The Theory of Multiple Intelligences” kitabındaki kuramına, 1995 yılında eklemiş olduğu 8. zeka çeşididir. Bireyin yaşadığı çevreyi bir diğer deyişle ekosistemi oluşturan her varlığı (faunayı yani hayvanlar alemini ve flora yani bitkiler alemini) algılayabilme becerisine “doğacı zeka” adını vermiştir. Binlerce yıllık tarihimizi gözden geçirdiğimizde ilk olarak avcı – toplayıcı daha sonra çiftçi – hayvan yetiştiren kimliklerimizle Doğa Ana ile temas kurmaya ve ondan beslenmeye başladık. Varoluş ve hayatta kalma “mücadelemize” hep destek ve zemin oluşturan tabiatla daha çok “bana ve istediklerime itaat et” bilinci ile ilişki kurduk. Şamanizm, Budizm, Şintoizm gibi Doğa'nın gücüne, bereketine, varlığına saygı duyup yüceltme bilinciyle ilişkimiz değişmeye başladı. Muladhara Çakra - Doğazı Zeka Hangi mantarın zehirli hangi bitkinin şifalı olduğunu keşfetme süreci, hangi hayvan ne zaman avlanır nasıl beslenir büyütülür bilgisi, hangi tohum ne zaman nasıl ekilir ve hasat edilir deneyimi de bize atalarımızdan aktarılan doğa hafızanın bir parçası sadece. Ancak biryerlerde birşeyler ters gitmiş olacak ki bugünkü doğacı zekadan yoksun ve sadece içinde bulunduğu ekosistemi yokeden ve aslında kendine yabancılaşan insan yığınlarına dönüştük. Amacım çevreci bir söylemle eleştirilerde bulunmak değil. Ancak gelinen noktayı resmetmeden de gerçeği eksik ifade etmiş olurdum. Doğacı zeka, Gardner'ın da belirttiği gibi, diğer canlılardan farklı olmadığımızın bilincine varma becerisini sunar bizlere. Toprağı, topraktan yaratılanı, toprakta büyüyüp ona geri döneni sevgi ile sahiplenmeyi beraberinde getirir. Doğanın işleyişindeki başı ve sonu belli olmayan yaratım ve yok edim döngülerini farkedebilmeyi ve buna bağlı olarak yaşamın kırılganlığını kavrayabilme gücünü de verir. Saat gibi işleyen, sarsılmaz bir sadakatle Doğa Ana'nın takviminin bekçileri olan herbir ferdini gözlemleyebilmeyi sağlar ve uçsuz bucaksız bir pencere açar iç dünyamıza... nature-intelligence-doga-zeka-butterfly-cokacaip Zeka çeşitleri ve Çakraların ilişkisini inceleyeceğim yazı dizime ilham kaynağı olan Sevgili Devrim Akkaya'ya ve 2016 Temmuzunda katılmış olduğum “Çakraların Psikolojisi eğitimi” sürecine ve Doğa Ana'nın en müşfik - en kuşatıcı yerlerinden biri olan Kaz Dağları'na teşekkürlerimi sunuyorum. Yazımın devamı yarın sizlerle olacak. Sevgi ve ışıkla...
Özden Yalçın
Yoga ve ruhsal gelişim yolcusu, psikolog, hatha ve yin yoga eğitmeni, reiki master ve seraphim blueprint'e inisiye bir ışık işçisi, doğa ve mistizm aşığı, kokular aleminin hayranı ve amatör bir araştırmacı...

Yorumlar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

X